Ben Baykal ismini ilk defa babamdan duymuştum. Ecevit fanatiklerindendi babam, ondan öncesinde TİP’in eski üyelerinden. Üye dediysem, öyle parti kurucusu olabilecek denli birikime sahip bir fikir adamı değildi, daha çok bir zikir adamıydı; yine de değerli bulurum bunu, kendi dünya görüşüm bağlamında.
O ve onun gibi “solculuğu” yol bellemiş diğer sıradan insanlar yazdılar “Karaoğlan”ı ve “Orta Sol”u dağlara taşlara, çünkü o günlerin CHP’si, dillere ve zihinlere pelesenk olmuş “haksızlıkların” önüne geçebilecekmiş gibi görünen tek kitle partisi görünümündeydi.
Ecevit demek dürüstük demek, Ecevit demek kara kuru ve o sıradan vatandaşlara benzeyen tipte bir insan, yine de okumuş etmiş, iyi yazabilen, iyi konuşabilen, Amerika’ya İngilizce diklenebilen, “gıdığı sarkmamış” biri demekti. “Ecevit Mavisi” demek umut demekti, hele ki İnönü’den sonra.
Ben o zamanlar çocuktum.
devamı da var »