Kaynağım İnsan blogu, “Profesyoneller”inin arasına beni de ekledi. İzini kaybetmeyi istemeyeceğim, önemli bir yazı oldu benim için. İzi.
fark ediyor ister fark edin ister fark etmeyin fark etmiyor
özgürlüğe yor böl ve söğüşle arayanı soranı yok zaten onlar kendilerine teşne
ne biliyorum ne biliyorum bilmiyorum biliyorum ne biliyorum ne bilmiyorum
a mı be mi ce diyor kör şeytan şık cevap ikisi birden nasıl olsa iki ucu da boşlu değnek
derdim budur doktor
her şeyi içime atıyorum
ne kadar dolarsam dolayım
hep geç boşalıyorum
Hani bazen bir şey yapmalarını istersin başkalarından. Bir türlü olmaz o, gecikir de gecikir veya denk gelmez bir şeyler. Bir şeyler girer araya ve olmasını engeller.
Vazcaymak gerek, hatta olmadığına sevinmek. Yabancı mı geldi?
devamı da var »
Bugünkü derdimiz etkili iletişim…
Alışılmadık insanlara alışıldık yöntemler işlemez. Alışılmadık yöntemler de alışıldık insanlara işlemez. Kim kimdir kısmını yeri geldikçe siz doldurun, ne nedir kısmı hayata dair.
Bu alışıldık alışılmadık zıtlığı, hesap kitap ve plan program yapmak zorunda hissettiğiniz her işe uyarlanabilir bence.
Bu öyle bir hesaptır ki “Alman usulü” ödenmez. Türk usulü cömertliğiyle veya ona rıza göstererek de ödenemez. Taraflardan biri kayıptır, mutlaka diğer taraf görecektir hesabı, damarı budur demeye çalıştığım şeyin.
Alışıldık insan, alışıldık ve zaten sizden beklenen tavır ile alışılmadık insan, alışılmadık ama zaten sizden beklenmeyen tavır. Bu iki uç ortasında kalabilen geçişken modeller arasındaki dengeyi tutturabilmek de var; “konumuza” göre.
İkincisi daha zor gibi mi sanki?
Ben hesabı rica edeyim.
değiştim
değiştin mi
değiştim
oldu mu
oldu devamı da var »
Her şey, sonraki nesil interneti tanımlayan ‘Web 2.0’ deyişiyle başladı. Kavramı O’Reily ve MediaLive International katılımlarıyla gerçekleştirilen konferansın beyin fırtınası oturumunda internet gündeminin dikkatlerine ilk sunan web öncülerinden Dale Dougherty ve Tim O’Reilly’ye göre Web 2.0 devriminin en önemli çıktısı şudur: “Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”
Kısa sürede aynı isimle anılan bir akım başladı. Bu akımı besleyen alt yapılar birer ikişer belirmeye, ağı oluşturan boğumlar bu alt yapıları desteklemeye, bu araçları kullanan sistemler şaşırtıcı bir hızla kullanıcılar tarafından benimsenmeye başladı.
Web 2.0, interneti sadece okunan veya izlenen devasa bir kaynak olmaktan çıkarıp, iletişimin diğer tarafı olan okuru, izleyiciyi, bilgi tüketicilerini işin içine katarak, onları da nitelikli veya niteliksiz bilgi üreticilerine dönüştüren bir kavram haline geldi. Mevcut web siteleri ve diğer kaynaklarla çok taraflı iletişimi sağlamasının yanısıra, internetin emekleme döneminde “kişisel site”ler ve bunlardan oluşan topluluk yapılarını dönüştürerek, herkesin kullanabileceği basitlikteki yayımlama, paylaşma ve sıradan insanın ”ben de varım” diyebilmesini sağlayan sistemlerin yolunu açtı. Ardında karmaşık kendini yayma prosedürleri bulunan, ancak görünürde oldukça basit yayımlama platformları sağlayan blog araçları ve bloglar türedi.
Günümüzde çağdaş bir alt yapıya sahip her internet sitesi, içeriğini RSS denilen evrensel bir bölümleme diliyle, kulağını bu yayımlara dikmiş ana sistemlere kendi kendisini yerleştirebiliyor; metin, resim ve video gibi içeriklerin tüm dünyaya neredeyse “anında” denilebilecek bir hızda yayılması sağlanıyor. devamı da var »
Hangi kültürden bahsediyoruz? Küllü geçmiş zaman kültürü, karşılaştırmaya yarayabiliyor ama önemli olan yaşayan kültür değil mi? Üstüne yatmakla kalmayıp geçmişi yaşatabilecek de o, üstüne yeni şeyler ekleyebilecek de. Yaşanan kültür. Bizi besleyen veya maruz kaldığımız kültür. Yapabiliyor mu?
İstanbul şimdi hangi kültürün başkenti? devamı da var »
“Tüm kötülüklerin anası internet!”
Bunu yazalım bir kere en başa. Peki, öyle mi? Yoksa bu, bunun uyarlandığı ve buna uyarlanabilecek başka şeyler gibi pörsümüş kuralları, köhnemiş krallıkları yıkma tehlikesine karşılık aslında asıl “kötülüklerin” lehine uydurulmuş, onlar için işleyen bir laf mı sadece?
Kendini şefkatiyle var etmeye değil, şiddetiyle yok etmeye motive etmiş, neredeyse insanlık tarihi kadar eski, gizli kapaklı, sansürcü bir yönetim anlayışının harcıdır aslında “iyi” ve “kötü” kavramları. devamı da var »
yalnızlığın
şimdisi olmaz
sonrası olmaz
öncesizliğin