Bazı durumlarda çoğu insan gibi bana da ters biri olduğumu söyleyenler olmuştur. Kime göre ters, neye göre ters, bunu bilmezden gelmeyi tercih ederim çoğunlukla, ama buna kendi kendime şahit olduğum durumlar da yok değil. Buna bir örnektir; ben Spinoza’nın Ethica (Törebilim) kitabını okumaya 2007 yılında kaybettiğimiz Ulus Baker’in yazılarını okumaya başladıktan sonra başlamıştım, –hem de daha zor bir yoldan, İngilizce çevirilerinden başlayarak. Ulus Baker’in “Ethica Okumaları” başlıklı yazılarıyla ilk karşılaştığımda. Yani bir kitabı kendince çözümleyen birisinin yazılarını çözümleyebilmek için kitabın …
Alıntılar
Yaşamınız boyunca birkaç kez okumaktan birbirinden değişik hazlar duyabileceğiniz, yaşamınız boyunca bir kez bile olsa mutlaka okumanız gereken, ilk okuduğunuzda çoğu kitaptan farklı olarak bitirmek istemediğiniz için ağırdan alabildiğiniz, satır satır içe içe, sindire sindire, sündüre sündüre okuduğunuz kitaplar vardır.
Benim için işte böyle bir değer taşıyan bir kitaptan kısa bir iki alıntı yapmak istedim bu kez, yine kitapta Siddhartha ağzından söylendiği gibi “Bilgelik bir başkasına anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa.”, ama olsun.
Bir önceki girişimin son satırlarında bahsettiğim alıntı aşağıda. Başlığı eski bir yazımdan devşirip “uydurdum”.
Kendini güvende hissetme isteği ilişkilerde kaçınılmaz olarak kedere ve korkuya sebep olur. Bu güvence arayışı güvensizliğe davetiye çıkarır. Bugüne kadar herhangi bir ilişkinizde güveni bulabildiniz mi? Bulabildiniz mi? Çoğumuz sevmenin ve sevilmenin verdiği güvenceyi isteriz ama her birimiz kendi güvenliğinin, kendi hayat yolunun peşindeyken sevgi diye bir şey söz konusu olabilir mi? Sevilmiyoruz çünkü sevmeyi bilmiyoruz.
Benim yazacaklarım kısa; aslında başka bir yere yazıp unuttuğum notlardı bunlar. Sözü ehline bırakmadan burada da değerlendirmek istedim.
“Aslında bütün genellemeler birer önyargıdır. Önyargı ise insan beyninin konforudur.” cümlelerinden “Önyargı insan beyninin konforudur.” sözünü çekip başka ama işe yarar bir genelleme yapmak istiyorum öncelikle.
“İnsanların sizi yanıltmasına izin verecek derecede önyargılıysanız, yanılsamaya teşnesiniz, iletişime değil”; veya özcesi, “Kendi bildiğinizi okuyor olabilirsiniz, karşınızdakini değil.” demişim bir de ama diyememiş de olabilirim.
Neyi diyememiş olabilirim? Sanırım cevabını aşağıdaki yazı veriyor, oldukça ayrıntılı, açık seçik bir …
Eduardo Galeano ağzından…
Zamanın Haritası
Dört milyar beş yüz milyon yıl önce, bir yıl eksik bir yıl fazla, cüce bir yıldız bugün yeryüzü ismine karşılık gelen bir gezegen tükürdü.
Dört milyar iki yüz milyon yıl önce, ilk hücre denizden ilk yudumu tattı, hoşuna gitti ve iki tane oldular; birlikte bir şeyler içsinler diye.
Dört milyar küsur yıl önce, daha neredeyse maymun olan erkek ve kadın ayaklarının üzerinde yükseldi ve kucaklaştılar, o durumdayken yüz yüze olmanın mutluluğunu ve paniğini ilk defa yaşadılar.
Yaklaşık dört yüz elli …
Halil Cibran kitabı Gezgin’deki Sibel Özbudun’un önsözünden:
“Mesel” Habeş (mesel, messale), Arami (masla) ve İbrani (maşal) kökenlerinden Arapça’ya aktarılma, dilimize de Arapça’dan geçmiş bir terimdir. Mecaz ve teşbih yoluyla yapılan ve genellikle pratik ya da ahlaki bir ders vermeye yönelen kıyaslamaları ifade eder. Özellikle hayvan ve insan arasında yapılan teşbihler “meseller” faslında önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, mesel, bundan ibaret değildir, kuşkusuz. Cansız nesneler, düşsel yaratıklar, tanrılar ya da insanlar arasındaki ilişkileri de sıkça konu alırlar.
Gerek Arap, gerekse Türk yazınında mesel’in …
Aç tırnak işareti,
Dostum, ben göründüğüm gibi değilim. Görüntü kuşandığım bir giysidir ancak– beni senin kuşkularından ve kendi ihmallerimden koruyacak dikkatle dokunmuş bir giysi.
İçimdeki “Ben” sessizlik konağında oturur ve sonsuza kadar orada kalacak, anlaşılmaz ve yaklaşılmaz.
Ne söylediklerime ne de yaptıklarıma inanmanı isterim– çünkü sözlerim senin kendi düşüncelerinden ve işlerim gerçekleştirilen kendi umutlarından başka bir şey değil.
Göz
Bir gün Göz dedi ki, “Bu vadilerin ötesinde mavi sisle örtülü bir dağ görüyorum. Ne güzel değil mi?”
Kulak dinledi ve bir süre dinledikten sonra dedi ki, “Fakat dağ nerede? Onu işitemiyorum.”
Sonra El konuşup dedi ki, “Ona dokunup hissetmek için boş yere uğraşıp duruyorum ama dağı bulamıyorum.”
Ve Burun dedi ki, “Dağ yok, kokusunu almıyorum.”
Sonra Göz başka tarafa döndü ve diğerleri aralarında Göz’ün garip hayali hakkında konuşmaya başladılar. Ve dediler ki, “Göz’e bir şeyler olmuş olmalı.”
H. C.
Lost…
Mikrofonu doğrudan “Telling the Truth” isimli şarkısıyla Hugo Boss’a bırakıyorum.
Budur: [Audio clip: view full post to listen]
Başımı kaldırıp yıldızlara baktığımda, kesin biliyorum,
Cehenneme gitmem onların umurunda bile değil,
Tüm yıldızlar kaybolduğunda veya öldüğünde,
Boş gökyüzüne bakmasını bilmeliyim
Ve biraz zaman bile alsa
Onun tüm kapkaranlık özünü hissetmeliyim…
–W. H. Auden
Daha önce bir yazısından kıssa sunduğumuz Selim Tuncer’in Blog’undan:
İnsan zihnine gelen bir bilginin algılar içinde yer edebilmesi için, orada, sinyallerin denk düşeceği ve yapışacağı başka bilgiler olması gerekiyor. Eğer yapışacak bir şey bulamazsa yeni gelen bilgiler uçuşup gidiyor. Ya da şöyle söyleyelim; bir insanla iletişim kurmak istiyorsak onun zihninde var olan ve göndereceğimiz mesajın yapışacağı neler olduğunu dikkate almak zorundayız.
Aslında bu alıntı, onun daha önceki bir başka yazısından alıntı. Yani alıntının alıntısını yapmış oluyoruz ki, aslını okursanız hem siz hem …
Üstad, A. Selim Tuncer’in Blog’undan alıntıdır. O nerden almış çözemedik ama güzel hikâye; paylaşalım istedik:
Susuzluktan dili dışarı sarkmış bir köpek nefes nefese göletin kenarına su içmeye gelir, fakat içmeden uzaklaşır. Tekrar gelir, suya dilini uzatır, yine içmez. Birkaç kez tekrarlanan bu olayı bir bilge dikkatle izlemekte ve köpeğin bu anlamsız davranışının nedeni anlamaya çalışmaktadır.
Bilge, köpeğin ürkerek neden su içmekten vazgeçtiğini sonunda anlar. Köpek susamıştır, ama gölete geldiğinde sudaki kendi yansımasını görüp korkmakta ve bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda …
