Apple’ın pazarlama başarısı üzerine düşünen, olumlu veya olumsuz fikir bildirenlerin çoğunlukla atladığı ya da bazılarının bilerek göz ardı ettiği çok temel bir husus var; ürünün kendisi. Evet, Apple ürünlerinin ta kendileri!
Yazılar
* biricik gibi biricik değil cik biri gibi biricik
Kaynağım İnsan blogu, “Profesyoneller”inin arasına beni de ekledi. İzini kaybetmeyi istemeyeceğim, önemli bir yazı oldu benim için. İzi.
fark ediyor ister fark edin ister fark etmeyin fark etmiyor
özgürlüğe yor böl ve söğüşle arayanı soranı yok zaten onlar kendilerine teşne
ne biliyorum ne biliyorum bilmiyorum biliyorum ne biliyorum ne bilmiyorum
a mı be mi ce diyor kör şeytan şık cevap ikisi birden nasıl olsa iki ucu da boşlu değnek
derdim budur doktor
her şeyi içime atıyorum
ne kadar dolarsam dolayım
hep geç boşalıyorum
biz olsak da olmasak da
çoğalıyor sokaklar
biz olmasak da kalabalık
çıkmaz sokaklar kadar ıssız
çıkan sokaklardan geçiyor yollarım
üstünden geçiyoruz hayatın
ve kanımca kararımca
üstüme düşeni kucaklıyor kollarım
Hani bazen bir şey yapmalarını istersin başkalarından. Bir türlü olmaz o, gecikir de gecikir veya denk gelmez bir şeyler. Bir şeyler girer araya ve olmasını engeller.
Vazcaymak gerek, hatta olmadığına sevinmek. Yabancı mı geldi?
Bugünkü derdimiz etkili iletişim…
Alışılmadık insanlara alışıldık yöntemler işlemez. Alışılmadık yöntemler de alışıldık insanlara işlemez. Kim kimdir kısmını yeri geldikçe siz doldurun, ne nedir kısmı hayata dair.
Bu alışıldık alışılmadık zıtlığı, hesap kitap ve plan program yapmak zorunda hissettiğiniz her işe uyarlanabilir bence.
Bu öyle bir hesaptır ki “Alman usulü” ödenmez. Türk usulü cömertliğiyle veya ona rıza göstererek de ödenemez. Taraflardan biri kayıptır, mutlaka diğer taraf görecektir hesabı, damarı budur demeye çalıştığım şeyin.
Alışıldık insan, alışıldık ve zaten sizden beklenen tavır ile alışılmadık insan, …
değiştim
değiştin mi
değiştim
oldu mu
oldu
Her şey, sonraki nesil interneti tanımlayan ‘Web 2.0’ deyişiyle başladı. Kavramı O’Reily ve MediaLive International katılımlarıyla gerçekleştirilen konferansın beyin fırtınası oturumunda internet gündeminin dikkatlerine ilk sunan web öncülerinden Dale Dougherty ve Tim O’Reilly’ye göre Web 2.0 devriminin en önemli çıktısı şudur: “Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”
Kısa sürede aynı isimle anılan bir akım başladı. Bu akımı besleyen alt yapılar birer ikişer belirmeye, ağı oluşturan boğumlar bu alt yapıları desteklemeye, bu araçları kullanan sistemler şaşırtıcı bir hızla kullanıcılar …
Hangi kültürden bahsediyoruz? Küllü geçmiş zaman kültürü, karşılaştırmaya yarayabiliyor ama önemli olan yaşayan kültür değil mi? Üstüne yatmakla kalmayıp geçmişi yaşatabilecek de o, üstüne yeni şeyler ekleyebilecek de. Yaşanan kültür. Bizi besleyen veya maruz kaldığımız kültür. Yapabiliyor mu?
İstanbul şimdi hangi kültürün başkenti?
“Tüm kötülüklerin anası internet!”
Bunu yazalım bir kere en başa. Peki, öyle mi? Yoksa bu, bunun uyarlandığı ve buna uyarlanabilecek başka şeyler gibi pörsümüş kuralları, köhnemiş krallıkları yıkma tehlikesine karşılık aslında asıl “kötülüklerin” lehine uydurulmuş, onlar için işleyen bir laf mı sadece?
Kendini şefkatiyle var etmeye değil, şiddetiyle yok etmeye motive etmiş, neredeyse insanlık tarihi kadar eski, gizli kapaklı, sansürcü bir yönetim anlayışının harcıdır aslında “iyi” ve “kötü” kavramları.