Tüm dünyada ilgi uyandıran Apple’ın iPhone isimli ürünü, 26 Eylül 2008 tarihinde Türkiye’de de resmi olarak satışa çıktı. Bilinen maharetlerini es geçip cihazın “kitap” kavramıyla, “okuma” eylemiyle ilişkisinden dem vurmak niyetindeyim.
iPhone – Stanza Kitap Bilgisi Görünümü
Stanza isimli bir uygulamadan bahsedeceğim. iPhone (ve iPod Touch) üzerinde çalışması için geliştirilen ücretsiz bir e-kitap uygulaması Stanza telefonunuzu gayet rahat okunabilir bir e-tablet’e dönüştürüyor.
Yazılar
exlibrary.com
Exlibrary tasarımı yenilendi. WordPress altyapısıyla yayımlanan site artık tüm kodları ve resim dosyalarını elden geçirdiğimiz “Exlibrary Sephia Theme” isimli temayı kullanıyor. Yeni tasarımın “Sanal Kütüphane” tanımına daha çok uyan, kitap renklerini, kütüphane havasını daha çok veren bir anlatım biçimi yaratması hedeflenmişti. Ana içerik olan “yazı”yı ön plana çıkarmak için diğer ögelerin renkleri yumuşatıldı, geri plana itildi.
İçeriğin okunmasını, izlenmesini kolaylaştıracak yeni eklentilerle ilgili çalışmalarım devam ediyor. Uzun zaman alan, yorucu ama aynı zamanda keyifli bir çalışmanın ürünü yeni tasarımın beğenileceğini umuyorum. …
hadi yine yalnız kalalım
uçurtmanın kuyruğundaki şerit
ipini sardıkları çomak
ne kadar yalnızsa
çıtaları birleştiren ip
yere saldıkları yumak
çimenleri bulutlara değdiren rüzgâr
ne kadar yalnızsa uçurtma uçuran
tam o kadar yalnız olalım
havayla bulutla
rüzgârla bir olup
dinleyelim kendimizi
dinlenelim yine kendi yerimize
ayaklarımız yere değsin
yeryüzüyle bir olalım
gökyüzüne salalım yalnızlığımızı
başımız göğe ersin
Kimi köklü, kimi yeni yetme işletmelerden bazılarının duvarlarını süsleyen, dört kelimeden oluşan bir ifadedir; bir eşsizlik manifestosu olarak “Başka Yerde Şubemiz Yoktur” ve yazan için bir gurur nedeni, bir meydan okuma, velinimetlerini sahtelerinden sakınma yüceliği, ilkel bir hak koruma yöntemi sayılabilirken; okuyan muhataplarından bazıları içinse belki o “ürünün” de hak ettiği bir kabulleniş, belki bir keşif ayrıcalığı, doğru yeri bulmuş olma rahatlaması gibi anlamlara gelebilir.
Şubesi çok bazı kişiler için ise başka anlamlar ifade edebilir bu.
- Burası benim olacaktı, şimdiye kadar …
asıl adı berden
kim koymuş niye koymuş bilmez
çocuk daha zaten sormaz
arkadaşları ona beri der
anasını çok sever
durduk yolun başına canla başla yürüdük
geriye vurduk çıkmazlarda başka yollara koyulduk
sözler kestirmeydi hep kesildi biletin en uzak mesafeden
ne cennetler sordu bizi ne cehennemler susturduk
bekleme havası
o da olmayınca
havadar olur
hele ki yeller esince
yerinde
bekleme gitsin
içi dışına çıkmış şehirlerin içinde mahsur kalan çığlıkları bastırmaktan sorumlu sevgi bakanlığına emanet orman kuytusu hayallerini iç eden bir komedyanın açık saçık sözlerinden sorunlu soytarısı gibi şen ama uçuk kaçık hastane duvarlarına sıvanan gözler kendinden rol çalan yavuz hırsız rolünde bakacaktı şehrin perdesiz seslerine ki o sesler sessiz azlığın ünsüz nefeslerinden ibaretti bâki kalan bu kubbede hoş bir veda imiş diyen
gelidonyadan geldim
giderim şafak sökmeden
dudak payım boş kalsın
öperim seni dökmeden
iki bin sekiz ağustosunda antalyada
hava sıcak hava ıslak
hava yerle bir hava senle bir
denizdeki balıklar kadar sırılsıklam
“Nefes alıyorum, öyleyse…” değil. “Su içiyorum, öyleyse…” değil; “Yemek yiyorum, öyleyse…” de değil…
“Tenime rüzgâr değiyor, öyleyse?..” belki biraz. Biraz da “sevişiyorum öyleyse…”
Tüm bunların tamamı, yaşanıldığını, var olunduğunu hissettiren şeyler belki, ama doğrusunu Descartes (René) söylemiş, “Düşünüyorum, öyleyse (o halde) varım” diye ve fakat, devamıyla söylendiğinde benim için varlığımın anlamını pekiştiriyor. Düşüncelerimi ifade ediyorum; düşüncelerimi ifade etmek için yazı yazıyorum; “Yazıyorum, öyleyse varım.”
Tam şuracıktan almıştım
İşte şurdaki raftan
Bozuldu diye getirdim geriye
Bunun yaşayanı yok mu kaptan?..