Bir kitabın ilk baskı tirajı, kitaptan kitaba değişmekle birlikte, -ülkemizdeki genel uygulamaya göre- 2000 adettir. Satış kaygısı hesaba katıldığında 1000 veya 500 adet baskı da yapılmakla birlikte, popüler yazar kitaplarının maliyetini düşürerek ucuza satmak için başvurulan yüksek tirajlı baskılar ise bir seferinde yüzbin adete kadar çıkmaktadır.
Biz sıradan bir kitabı (sıradanlığı kitaplığından değil de sayfa sayısı, kâğıt gramajı ve tirajından kaynaklansın) ele alalım.
2000 adet kitap, tanesi ortalama 300 gramdan 600 Kg. eder. Yanisi 0,6 Ton!
Çevre ve Orman Bakanlığı web sitesinde bulunan …
Yazılar
Farketsek te farketmesek te, hepimiz birşeylerden yanayız, tarafız. Hayatının şu veya bu döneminde birşeylere taraf olmamış, olmayan kimse yoktur. Yanlış anlaşılmasın, ki bu yazı zaten böyle bir ahkâm kesecek, -taraf olmakla- taraftar olmak kastedilmemekte. Taraftarlıktan da takım tutmayı kastetmek istemiyoruz. Hoş, öyle okunmasının da bir mahsuru yok anlam açısından.
Özgürlükten yanayız, demokrasiden yanayız, laiklikten yanayız, cumhuriyetten yanayız, ikinci cumhuriyetten yanayız, üçüncü cumhuriyetin hazırlıklarına şimdiden başlamak gerektiğinden yanayız, islamdan yanayız, ılımlı islamdan yanayız, dinden yanayız, imandan yanayız, başka dinden yanayız, dinsizlikten yanayız, …
Dünyanın en güzel, en tatlı, en haklı uykusu nedir bilir misiniz? Antalya’nın kuzeyine denk gelen muhitlerindeki yataklarından yarı uykulu kalkıp, kendilerini gün boyu kafa sallayacakları otellere götüren servislerin geçeceği ana yollara koşuşturan insanların, kör sabah serinliğinde otobüslerini beklerken yüzlerine çarpan rüzgârdan, otobüse bindikleri anda kapıda karşılayan ucuz deodorant kokusunun ılıklığına terfi ve idrakla daldıkları, yolcu koltuklarındaki kimbilir kaçıncı uykuları…
Gelinliklerinde herkese tepeden bakan mavi çizgili bir mağrurlukla Anadolu’nun bir ucundan öbür ucuna nice hasretleri taşımış otobüslerin kocayan gururu, Antalya-Kemer izafi kısalığına …
Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Bölümü Öğretim Görevlisi Sn. Melike Taşçıoğlu‘nun Grafik Tasarım dergisinin Mayıs 2007 tarihli 8. sayısı 16. sayfasında yayınlanan “Özgün Kitap Tasarımı, Sanat Kitabı ve Elektronik Kitap Hakkında…” başlıklı yazısından bazı bölümler aktarıyoruz.
Yazımızın başında, “Sanat Kitabı” tanımının özgün kitap tasarımı anlamında kullanıldığını ve sanat kitabı dediğimiz yerlerde aynı anlamı ifade etmek istediğimizi hemen belirtelim.
Elektronik çağ yeni kapılar açıyor. Ama benim özlediğim, somut objenin tutulabilme duygusudur. Bilgisayarların hızla uçtuğu ve ütopyaların sanal gerçek yolculuklarına doğru süzüldüğü zamanda, …
Siz hangi yüce değerleri temsil eder durumda olursanız olun, söyledikleriniz karşınızdakilerin anlayabildiği kadardır. Eğer karşınızdakileri de yanınıza çekmek istiyorsanız, onların konuştuğu dilden konuşmanız gerekir. Ta ki, onlar da sizinle aynı dili konuşmaya ve sizi anlamaya başlayana dek. Kişinin gerçekte iyi ve doğru olanı anlaması için, onu görmesi, hissetmesi ve yaşaması, sıkça kullanılan yeni deyişle “içselleştirmesi” gerekir.
Bu ülkede kişiler kendi mutluluk ve çıkarlarını mı önde tutar yoksa toplum genelinin çıkarlarını mı?..
Bildiniz…
Peki, uzlaşma denilen şey aşağıyla yukarının uzlaşması mıdır yoksa yukarıyla aşağının …
Sn. Ertan Türkmen’in sayfasından faydalı bulduğumuz bir başka alıntı yapıyoruz. Türkmen’in listesinden kullanımına sıkça rastladıklarımızı seçtik. Sözümüz, Türkçesi varken İngilizcesini kullanmayı marifet sayanlara değil. Öz dilimizi kullanmanın doğruluğuna inananlara… Aşağıdaki kelimelerin Türkçe anlamını bilmeyen gençlere veya ilk anda aklına gelmeyenlere…
Absürt: Saçma
Adapte Olmak: Uyum sağlamak
Adisyon: Hesap fişi
Ambiyans: Hava, ortam
Analiz: Çözümleme
Anons etmek: Duyurmak
Antipatik: Sevimsiz, itici
Yenilik mi? Yaratıcılık mı? Değişim mi? Farklılaşmak mı?
Kafa yormak mı? Kendine daha iyi nasıl olabilir diye sorarken at gözlüklerini çıkarmak mı? Günlük telaşa daha yukarıdan bakmak mı?
Düşünmek mi?..
Hadi canım sen de…
Para kazanmanın en “kolay” yöntemlerinden biridir. İnsanların zaaflarını incelemek, sonra nabza göre şerbet vermek. Formül ortada. Neden bastırılmış olduğuna aldırmadan, insanların dürtülerini su yüzüne çıkarıp kaşıyın yeter. Neye mal olduğu önemli değil, talep edildiğini söyleyebilirsiniz.
İnsanların birbirlerini aşağılamaları mı seyredilmek isteniyor. Verin coşkuyu ekranlara.
Balkondaki saksıda
Didinip durur uzamak için
Bilmez ki tutunacak yeri yok
Küser bazen bu yüzden
Döker yapraklarını
Üzülme sen hanımelim
Nereye saracağını bilmeden
Yaşamak umutla vakur
Bir yere yaslanıp kalmadan
Yürümek hayatı
Ucunda kuruyup gitmek bile olsa
Bizimdir be güzelim
Geceden sonra
Gün de doğar
Yaz da gelir kışın ardından
Doğmaz yeni güne erse bile güneş
Seni ısıtmaz
Güneşi görse de gözlerin
Buruktur için
Acıtır biraz
- Ey! Güneş ülkesinin solgun yüzlü insanları… Size ışığı getirdim!
diye haykırdı dış ses.
Kalabalık irkildi ve tüm kafalar sesin geldiği yöne doğru çevrildi.
Ses devam etti…
- Ey, yapıp da edemeyenler!..
- Ey, sezip te süzemeyenler!..
- Eey, bakıp ta göremeyenler!.. Silkinin!
Kafalar sesin geldiği yöne dönmüştü ama görünürde hiçbir şey yoktu. Merak mırıldanmaları uğultu halini almaya başlamıştı ki sesin yeniden yükselmesiyle birlikte herkes sustu.
- Artık gitme vaktimiz geldi! Ama birer birer değil!
- Bu sefer hep beraber!
Sesin geldiği yönden bir ışık hüzmesi yayıldı ve her tarafı …
İstanbul’da para borsası, zahire borsası, hayvan borsasından başka büyük ve gayet meraklı bir borsa daha vardır:
Tiyatro aktörleri, tiyatro artistleri borsası…
Camında ‘Merkez Artistler Kahvehanesi’ yazılı kahveden içeri girince büyük bir pazarlığa şahit oldum:
