Her şey, sonraki nesil interneti tanımlayan ‘Web 2.0’ deyişiyle başladı. Kavramı O’Reily ve MediaLive International katılımlarıyla gerçekleştirilen konferansın beyin fırtınası oturumunda internet gündeminin dikkatlerine ilk sunan web öncülerinden Dale Dougherty ve Tim O’Reilly’ye göre Web 2.0 devriminin en önemli çıktısı şudur: “Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”
Kısa sürede aynı isimle anılan bir akım başladı. Bu akımı besleyen alt yapılar birer ikişer belirmeye, ağı oluşturan boğumlar bu alt yapıları desteklemeye, bu araçları kullanan sistemler şaşırtıcı bir hızla kullanıcılar tarafından benimsenmeye başladı.
Web 2.0, interneti sadece okunan veya izlenen devasa bir kaynak olmaktan çıkarıp, iletişimin diğer tarafı olan okuru, izleyiciyi, bilgi tüketicilerini işin içine katarak, onları da nitelikli veya niteliksiz bilgi üreticilerine dönüştüren bir kavram haline geldi. Mevcut web siteleri ve diğer kaynaklarla çok taraflı iletişimi sağlamasının yanısıra, internetin emekleme döneminde “kişisel site”ler ve bunlardan oluşan topluluk yapılarını dönüştürerek, herkesin kullanabileceği basitlikteki yayımlama, paylaşma ve sıradan insanın ”ben de varım” diyebilmesini sağlayan sistemlerin yolunu açtı. Ardında karmaşık kendini yayma prosedürleri bulunan, ancak görünürde oldukça basit yayımlama platformları sağlayan blog araçları ve bloglar türedi.
Günümüzde çağdaş bir alt yapıya sahip her internet sitesi, içeriğini RSS denilen evrensel bir bölümleme diliyle, kulağını bu yayımlara dikmiş ana sistemlere kendi kendisini yerleştirebiliyor; metin, resim ve video gibi içeriklerin tüm dünyaya neredeyse “anında” denilebilecek bir hızda yayılması sağlanıyor. devamı da var »