Aslında başlığımın sonu “başarısı” diye de bitebilirdi, çünkü görünen o; ama bu yazı tam olarak başlığında söylenen şeyin altını beslemek istiyor.

E, bir şey varsa eğer, bunu bir başlıkla ve altına dizilenlerle yok saymak, olmuş bir şeye olmamış gibi, sanki olmaya devam etmiyormuş gibi “çaba” demek mümkün mü? Sorumdaki “olmaya devam etmek” ifadesine dikkat çekmek istiyorum.

Vasat, vasat olmayanın duvarlarına çarpana değin genişleyebilir elbette, o duvara dayanmışsa aşındırabilir de hatta ama işte ben ona “başarı” değil “başarım” diyebiliyorum ancak. Vasat denen şeyi ben çabalayan haliyle de değil hatta, debelenen haliyle canlandırabiliyorum ancak kafamda.

Okumuşlar bilir, Sahaflar’dan girip Bakırcılar’dan çıktığım bir yazımda “Vasatın Faşizmi” diye bir kavramdan bahsetmiştim ve özetle “Evet, var öyle bir şey ve hızla yayılıyor.” demiştim.

Buna verebileceğim bir başka örnek de şimdilerin bir söylemi. Deniyor ki, “bilsin” veya “bilmesin” herkes bir şeyler yazıyor. “Yazabilsin” veya “yazamasın” da kastediliyordur bundan muhakkak.

Bundan, “yazmak” eyleminin kendisinden nasıl bir acayiplik seziliyor ki küçümseniyor, hor görülüyor sizce?

Çünkü bakıyorum da, yazı içeriklerine, o yazılarda anlatılmak istenenlere karşı çıkan, karşıt görüş öne süren yok çoğunlukla -zaten değersizleştiriliyor ya; ya da ben o dudak büküşleri, homurdanmaları, söylenmeleri öyle anlamıyorum niyeyse.

Karşı olmak şirin şey ama galiba, evet.

ali riza esin 2 Mayıs 2010